6 Eylül 2011 Salı

Sonunda Erik Ağacım Da Konuştu

Bir erik ağacığıyım sallanan,rüzgarda bir o yana bir bu yana... 
İçimde bu sene insanları mutlu edememenin hüznü
Ve onca şeye rağmen onların bana itina göstermesi... 
Hakediyor muyum? diye durup düşündüm.
Meyvesiz bir ağaç neye benzer? 
Umudumu da son toprak parçasına gömmüşken üstelik... 
Toprağa düşen yapraklarım hızla çürümekteyken neyin telaşındayım böyle? 
Sabahları herkes uyurken ,çiğ yağarken üzerime ve penceresi bana dönük bir kız çocuğu gülümserken yumuşacık neden mutlu değilim ki?
Penceresi bana bakan bu kız çocuğunun biricik gülümseyişi tek ısıtan içimi... 
Onun dışında herkes için bir erik ağacımıyım yalnızca?
Bilemiyorum...
Oysaki benimde duygularım var... Sulamak yetersiz!
Gübre dersen şayet şu dünya da boktan çok ne var?!
Bana
sevgi lazım...
Hatta
aşk...
                                                           ...
dndzk...

5 Eylül 2011 Pazartesi

Pilav Üstü Tavuk

Tek bir cümlen gözlerimi doldurmaya yeterdi üstelik..
Elimi uzatmaya ve fırtınamı dindirmeye yeterdi sıcacık bakışın...
Neden beni buzdan şatom da kalmaya mahkum ediyorsun böyle?
Neden eritmiyorsun duvarlarımı yine,yeniden...?
Neden hiç cesaret edemiyorsun beni olduğum gibi sevmeye?
Hep bir kalıba sığmak zorunda mı zaten bedenimde sıkışıp kalmış ruhum?
Biz böyle değildik...
Sen beni prenses,peri sanardın; ben sihir yapardım ve sanki işe de yarardı küçücük bir dokunuşum...
Kötü kalpli bir cadınn pençemsi ellerine düştük maalesef ikimizde,kendini ece sanan bir cadının!
Tavuk üstü pilav gibi servis etti kendine bizi,ben didilmiş tavuktum adeta,sen ise lapa bir pirinç!
Tadımız hoşuna gitmiş olacak ki,ikramını da esirgemedi konuksever cadı!
Afiyetle tükendik... Tozumuz bile kalmadı bizden geriye derken bir pirinç tanesi gördüm koca bir tabak senden geriye kalan..
Ufak,küçücük,minicik bir pirinç tanesi... Tabağı,ardından da aynı ocakta yan yanayken senin o kavrulduğun tencereyi düşledim sonra...
Bir dirhem kalmış bedenim kaf dağı kadar uzak fakat bir o kadar da yakın o tencereye nasıl ulaşabilir?
Tavukların uçamadığı aşikar! Peki ya pilav üstü tavuklar da mı uçamaz? Peki ya pirinç tanelerinin kanatları yok mu?  Önce düşlemekten korktum lakin yeniden bir düş kurdum... Minicik kanatlarıyla uçan küçücük pirinç taneleri... 
Var mıydın gerçekten?
Gözlerimiz buluşmadan,ellerimiz birbirine değmeden,yalnızca yüreklerimizle,doludizgin bir aşkı seninle paylaştık mı biz?
Yoksa... Acımasız bir aldatmaca mıydı yaşadıklarımız?
Kimdin sen?
Bilinçaltımın bana oynadığı bir oyun...
Gerçekleşmesini istediğim ulaşılmaz bir düş...
Kahredici bir duygu yanılsaması...
Hangisiydin?


Var mıydın gerçekten?
Bilemiyorum... 




                                                                    Canan Tan'ın `Aşkın Sanal Halleri` Kitabından... 

4 Eylül 2011 Pazar


Bir adın kalmalı geriye
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın peşinde kuvvet
Evet nihayet
Bir adın kalmalı geriye
Bir de o kahreden gurbet
Sen say ki
Ben hiç ağlamadım
Hiç ateşe tutmadım yüreğimi
Geceleri koynuma almadım ihaneti
Ve say ki
Bütün şiirler gözlerini
Bütün şarkılar saçlarını söylemedi
Hele nihavent
Hiç buse geçmedi fikrimden
Ve hiç gitmedi
Bir toprak kan gibi adın
İçimin nehirlerinden
Evet yangın
Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
Evet kaybetmenin o zehirli boğusu
Evet nisyan
Evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
Bu sevda biraz nadan
Biraz da hıçkırık tadı
Pencere önü menekşelerinde her akşam
Dağlar sonra oynadı yerinden
Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
Sen say ki
Yerin dibine geçti
Geçmeyesi sevdam
Ve ben seni sevdiğim zaman
Bu şehre yağmurlar yağdı
Yani ben seni sevdiğim zaman
Ayrılık kurşun kadar ağır
Gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
Yine de bir adın kalmalı geriye
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın peşinde kuvvet
Evet nihayet
Bir adın kalmalı geriye
Bir de o kahreden gurbet
Beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç...
Ahmet Hamdi TANPINAR

28 Ağustos 2011 Pazar

Geçmiş Dün

Takip edesim var bir nefesi,
Yolundan gidesim of demeden,
Dönesim var terkettiğim yıllara,
Küçülesim..
Asiti kaçmış kolayı sevmem ama onu bile var son günlerde 
içesim...
Sesimi duyurasım var dağlara taşlara,öpesim var gökteki kuşları..
Sevesim var eskiyi,küsüp gittiğim anılarımı kucaklayasım var...
Af dileyen herkesi affetmek var gönlümde...
Ezip geçen lastiği yahut resmini asasım bile var tavanıma...
Eskiyle kucaklaşasım var şu son günlerde dolu dizgin...
Eskide kalan herşeyi çöldeki kum taneciklerinin suyu özlediği gibi özlemişim meğer..
İnsanları yahut eşyaları farketmez,eskiden kalan küçüçük bir tokamı bile öptüm bu gece...
Eskiden kurtulmaya çalışma çabalarımın aslında ne kadar da önemsiz olduğunu anladım bu gece..
Kötüyü bilmek,iyinin kıymetini arttırıyormuş meğer... Kurtulmaya çalışmak gibi bir çabam yok artık eskiden,kötüden... Hepsi benim şaheserim iyi-kötü,kucaklarım.
Şarkılar anımsatıyor birde burnumu çekiştiren kokular eski günlerimi..
Yeniden dinlemek istiyorum bir sokaktan geçerken dinlediğim şarkıları aynı ruh halinde,yeniden koklamak istiyorum begonvilleri o günki güzelliğiyle...
Yeniden yaşamak istiyorum izlediğim bir filmi tekrar izlemek gibi heyecansız...
Nedenini sormayın,istiyorum sadece...
Mesela anneannemin evinin kokusunu yapıştırmak istiyorum yeniden burnuma,dedemin tütün kolonyasını ama onun ellerinden...
Anlattıklarım sadece senin anladığın kadar biliyorum,ne düşünürsen düşün sen ben geçmişimi silmiyorum...     Şimdiyi ise çok seviyorum... Çünkü biliyorum ki şimdi de yarınımın eskisi olacak...


Tahirle Zühre Meselesi
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek
Meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
`Meselâ denerken damarlarında bir serumu   ölmek ayıp olur mu?`
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir.
ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak.
`Yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? `
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

''Nazım Hikmet''

Ben Senden Önce Ölmek İsterim
Ben
 senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
Odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun, şeffaf,
Beyaz camdan olsun
 ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun: vazgeçtim toprak olmaktan,vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için... 
Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız.
Külümün içinde külün,
Ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar...
Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize,
Atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak:
Biri sen,biri de ben.
Ben daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
Ama sen de beraber.
''Nazım Hikmet''

27 Ağustos 2011 Cumartesi


Durup Dururken
Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı, 
Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı, 
Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta, 
Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç, 
Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç, 
Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta, 
Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan, 
Durup dururken kafamda bir güneşli duman, 
Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne, 
Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...
                                                                                  
  ''Nazım Hikmet''
                                                                                                          

26 Ağustos 2011 Cuma

Ben de büyüdüm ve küçülmek istiyorum an be an...

Yılllllar yıllar önceydi bir minik 'meraba dünya *.*' dedi.
Oksijenle merabalaştı,ilk oksijen ağlattı onu.
Sonra açlık ve istediklerini söyleyememesi... Belkide sırtı kaşınıyordu kimsenin haberi yoktu. Iıığh ılık suyu hiç sevmiyordu. Birazcık büyüdü ve hayata karıştı mayonezi çırparak inceden dökülen sıvı yağ gibi,homojenleşti dünyanın içinde..
Biracık daha büyüdü ve keşfetti Dünya'yı..
Ama kendi minik dünyasında acı denince aklına sadece biber geliyordu,tatlı denince dondurma...
Sadece düştüğünde ağlıyordu,dizleri kanadı ilk kez ve o günden sonra yaramaz yerlere de yaramazlığından ötürü acı biber sürüldüğünü sandı..
Öğrenmişti; artık yaramaz yerlerde oynamıyordu.
Kendisi çok uysal olsada saçları kavgacıydı,tokaları saçlarından kaçıyordu...
Akşam ezanı eve dönüş sesiydi...
Gece yatarken sabah kahvaltıda yiyeceği omleti düşlüyordu,o zamanlar bu kadar küçüktü hayalleri..Mutlu etmeye yetiyordu.
Annesinden,ailesinden ayrı kalamazdı hiç,bu yüzden yatılı kalmazdı öyle kimselerde...
Evinin küçük hanımıydı,tek oyun arkadaşıda annesi...
Mahallesindeki çocukların hırçınlığından hoşnut değildi bu yüzden aralarına karışmazdı...
Balkondu sokak kültürü...
Annesinin kıyafetlerini,ayakkabılarını giyer kendisini büyütürdü..
O zamanlar iyi birşey sanardı büyük olmayı..
Yanıldı...
Birazcık daha büyüdü ve insanların diğer yüzünü de tanıdı..
Sonra baktı ki heryere acı biber sürülmüş.. Her yer yaramazlık mı yapmıştı?
Belkide annesi dünyaya kızmıştı ve heryerine acı biber sürmüştü.. O zamanlara göre bunun başka bir açıklaması olamazdı... Şimdi ise biliyor; bu dünya bir kaynana,iyilik etmiyor hayrına...

14 Ağustos 2011 Pazar

Camekan





Kalbin bazen uçar gider peşinden koşarsın ya hani,sonra bir öcü seni yer bitirir belki üzülür sonra..
Gerisini try to say...


Küçükken benimde böyle bir müzik kutum vardı,hayalimde kuyruğu saçaklı büyükçe bir kuş ve bu kadar beton yoktu...


Bakmak görmek demek değildir.





11 Ağustos 2011 Perşembe

suya dokun hayat bulsun :)

http://www.artistsindevon.com/water/water_1.htm

bu linke tıklayın daha sonra fotoğraf açıldığında mouse u resmin üzerinde gezdirin ve neler olduğunu görün!
oklara tıklayarak diğer fotoğraflara da bakabilirsiniz.. gerçekten insanın ruhunu dinlendiren giftler bunlar :)
veya sol üstte menü seçeneğine tıklayıp diğer fotoğraflara da göz atabilirsiniz,hepsi çok güzel giftler :)

7 Ağustos 2011 Pazar

Bir Baktım Solda Bir Yusufçuk :)

Babam marketten gelmişti bende poşetleri almak için bir koşu aşağıya ineyim dedim onu kapıda karşılamak için inerken kafamı sola çevirdim birde ne göreyim kocaman bir Yusufçuk..Kolyemdekinin tıpkısının aynısı :))
Fotoğraf makinemi kaptığım gibi yanına gittim 
lakin ben poşetleri taşırken benden ürkmüş olsa gerek bir baktım yerinde yok :( zzz diye bir ses geldi kafamı bir kaldırdım tavanda duruyor :) meğer bana sesleniyormuş ''burdayım Deniiiiz!'' diye... Baktım o pozisyondayken onu fotoğraflamak imkansız süpürgeyi kaptım geldim onu incitmeden süpürgeyle dürtükledim uçup başka yere konmasını istedim çünkü. Ve beni kırmadı sözümü tuttu gitti pencereye konuverdi bizim Yusufçuk :) 


Önce ürkmesin diye yakınlaştırıp çektim lakin flash patladı yinede kaçmadı :)

Ne güzel kanatların var be mübarek...




Flashı kapadım dibine dibine girdim kaçmadı sanki anladı derdimi poz verdi :)

Daha da yakındaaaan...
Böceklerin en asili bana göre bu Yusufçuk :)
Toz kanatlı Yusufçuk..

Daha yakını..kaçmadı işte kaçmadı o beni anladı sevdi beni o :)



5 Ağustos 2011 Cuma

şimdilerde hüzüntülük gibi bir kız

Uzun zaman oldu görmeyeli elzem yüzü..Uzuuun uzun günler yedi içimin hüzüntüsü.
Yolculuk gibi birşey her gün,her gün ayrı bir şehir,bir ülke sanki.. Değişmeyen bir ben kalabalıklar ortasında yalnız saçları dolaşık bir kız! Gözlerinden sürmesi akmış,gözlerinde iri yorgunluk,gözleri iri..
Yalnızlık çıplaklığına bir elbise gibi.. Düşünceleri yapılmayı bekleyen bir inşaat gibi onda kum eksik,tuğla eksik..
Hayat bir şiir okuyor sanki playback yapıyor uçuşamayan dolaşık saçlarla mavi gözlünün sözleri.. Yaşananlar dejavudan ibaret gibi,sanki hepimiz idealar dünyasından gelme birer garibe rehine..
5 önemli şey var; onur,huzur,gurur,sabır,metanet..
Not: ihanet = cinayet.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Bir Lokma Nefes

Kendine ait bir telefon kartı olduğu aklına geliyor,şansına sokuyor kartı ankesörlü telefona,kaldırıyor ahizeyi ve çeviriyor benim evin numarasını.. Kimse yok evde şansına ve belkide ilk gülüşü uzun zamandır şansın O'na...
Ben uyuyorum o aralar sanki hiç kalkmayacakmış gibi.. Rüyalarım kara,rüyalarım kötü.. Ne rüyası kabus hepsi! Bir telefon sesiyle irkilip uyanıyorum hızla kilitli kapımı açıp ahizeyi kaldırıyorum. Saatlerdir bir ölü gibi hiç ses duymayan kulaklarıma sabırla özlediğim O ses değmez mi... Ahhh.. Neye uğradığımızı şaşırıyoruz kulaklarımla.. Karşı taraf ise şaşkın onu tanımadığıma,gülümsüyor usul usul.. Ve ben onun gülümsemesine aşık,ayıkıyorum... Duyduğum ses O'nun sesi... Mmiklerim bocalıyor.. Nice nice depremlerden,iç yangımlarımdan sonra bir kova berrak su üzerime dökülüveriyor ve ben sönüyorum...
-Burada mısın? Geldin mi? diye heyecanla soruyorum aldığım cevap tam tersi..
-Daha 2-3 gün var.. diyor.. (Daha çoooook var kızım daha çoooook var...)
Sabır taşı olsa çatlardı ama bana birşey olmamasına bende şaşkınım,yine içimde bir kıvılcım,yine yeni bir yangın... Olsun diyorum..Beklerim... Sesini duydum ya razıyım buna da,böyle kalmaya razıyım sabahlara dek.. Özlem gideriyoruz  iki üç dakikacıkta olsa.. Sesine sarılıyorum tutkuyla... Hasretle yoğrulmuş her bir hücrem..Sesimi duyurmaya çalışıyorum yangın ortasında.. Dayanamıyorum bir süre sonra ve sanki söndürebilecek gibi birkaç damla serpiştiriyorum ikimizin yangınına bir bana bir O'na.. Sonra birkaç damla daha birkaç damla ve birkaç damla daha... Başaramıyorum ama safım belli olsun istiyorum İbrahim A.s'a su taşıyan karıncalar gibi...
Yangımlarımın sebeplerinden bahsediyorum bir nebze ve O berrak su serpiştiriyor uzaklardan söndürmek istercesine.. Beni bir tek O anlıyor.. O'na da sıçramış meğer kıvılcımlar,az biraz yakmış O'nu da.. Depomda kalan bir kaç damlamla bende yetişmeye çalışıyorum O'nun oralara... Söndürdüm mü ya da azalttım mı bir nebze bilemeden vakit tükeniyor hızlıca.. Son 26 sn.. Sıraya dizdiğimiz ulaştırmak istediğimiz onlarca kelime,özlem,hasret ve daha nicesi.. 5..4..3..2..1.. kımkımkım yankılanan sesimiz.. Kesildi hattımız,ahizeler kapandı ve bir kıvılcım daha düştü yüreğimize.. Yaklaşık üç dakika içinde özleşmiş seslerimizi duyamayız artık... Yangınların ortasında gülümsemeyide öğrenmişiz. O emanet evine yol alırken ben de gelip duygularımı döküvermişim bir kaç damlamla... O bundan habersiz.. O kimsesiz oralarda,bensiz... Ben kimsesizim buralarda O'nsuz...

22 Temmuz 2011 Cuma

Hı hı,evet. Böyle işte.

Şiirle anlatamam.
Kafiye yapamam.
Düz yazıya karışamam.
İçimde saklarım açıklanmayacak kadar sır gibi.
Yaşarım,dokunurum,severim,sahiplenebilirim sadece.
Susarım anlatamam,masallarıma karıştırırım.
Hayallerimin üzerine serpiştirrim;umutlanırım...
İç çekerim,haz duyarım ve gülümserim belki bir nebze.
Aşık olurum,yollarını gözlerim yine de söyleyemem kimselere...
Sabır taşına dönüşürüm,çatlarım,anlatamam yine de.
Severim,çok severim,çok çok severim ama bir kelimecik dahi yazamam.
Tarif edemem...
Bir gün gelecek diye pencereme tünerim; gelecek ve beni götürecek!
Çok isterim,çok çok isterim,çılgınca isterim ama bunu da yazamam.
Sadece yaşarım O'nu ama size yaşatmam!

Sevgi

     Hani zaman herşeye ilaç ya,yalan... İlaç olan sevgi esas! Sevginin sana yakın durması gerçek derman.. Sevginin gerçekliğiyle değişir o harebe günleri terkedip gün ışığına ermen.. Gerisi çok boş inan. Anne sevgisi,baba sevgisi,dost sevgisi,arkadaş sevgisi,sevgili sevgisi ne olursa olsun gerçeği mühim olan... Aşk demiyorum bak,sevgi  sevgi! Hakikat sevgi,derdin dermanı sevgi... Velhasıl kelam sevilmek aydınlığa çıkaran tek şey seni...
     Zaman sadece bir otobüs seni alıp dolaştıran,alıp geri dönüşü olmayan yollardan bambaşka diyarlara götüren bir otobüs! İnip dinlendiğinde sevgi varsa konakladığın yerde durduruyorsun beynen zamanı.. (oysaki sen o otobüse biniyorsun,farkında değilsin,o ise gidiyor durmadan,sana aldırmadan) Sonra birden uyanıveriyorsun...  Her yanın tutulmuş,nasıl uyutulduğunun bile farkında değilsin.. En önemlisi de; sahi sen o otobüse nasıl bindin??? Başka bir yerdesin... Ama bir parçan eksik sanki ne kadar tastamam olsanda.. Kaldığın yerden devam ediyorsun ve beynindeki zaman makinesi tik tak tik tak ilerliyor... Kimisinin üzeri tozlu,kimisin gözü yaşlı,kimisi yenik düşmüş silik soluk,kimisi mıh gibi kazınmış aklına anıların.. Pişmanlıkları atmışsın sol cebe,bir gezintidesin... Etrafında trafik kazaları cama yapıştırıyor seni,içini acıtıyor,çok ağlıyorsun ama otobüs durmuyor geçip gidiyorsun.. Raftan bir anı düşüyor,yerine yenilierini diziyorsun...Çocukluğuna bir merdiven dayamışsın pek derin,inmeye çalışıyorsun 10 katı kesmiyor gözün... Korkuyorsun,vazgeçiyorsun...  Bazı anıların sana kendini hatırlatmaya çalışmaktan yorgun düşmüş bitap haldelerken  neden üzerlerine biraz toprak atmıyorsun? Göm gitsin!
     Her duraktaki sevgi şekerlemelerinden neden tadıyorsun? Neden her rüzgara okşatıyorsun saçlarını? Neden ellerini uzatıyorsun üşüdüğünde her sıcaklığa? Çek elini,yakma! Yeme tırnaklarını moraran dudaklarınla... Gerçek sevgi gelecek,seni alıp götürecek ,büyütecek avuçlarında... Sabırla bekle küçüğüm...

17 Temmuz 2011 Pazar

Bağrımdan kopup gelenler =)

işte bunlarda artık benimle yaşayacak olan minik misafirlerim =)
hepsini tek tek,özenle yerleştirdim hep görebileceğim bir yere.. yaz köşesi gibi oldu vallahi içim açıldı =) 

yetmemiş kavonozada doldurmuş :) ben içinden bir kısmını alıp bilgisayarımın üzerine koydum çok kokoş oldum hehehe :)
                                
                                     Popi'ye yeni arkadaşlar eklenmiş oldu böylelikle :)
 eveeeet bu gördüğünüz şeyi ise ayakkabı iplerini feda ederek yapmış biriciğim,aslında bunu daha yüksek ve sallanabilecek bir yere asmam gerekirdi lakin öyle bir yer bulamadım odamda,bende yatağımın üstünde sağ tarafımdaki duvarda bulunan klimanın borusuna bağladım tam başucumda! uyandığımda ilk bunu görebileceğim :)


teşekkürler fke...  

8 Mart 2011 Salı

Karamsar içine kapanık pandora...

Karanlık gecede ışıltılı bir rüya,
Gün ışığı görsen dahi kalanı karamsar içine kapanık pandora.
Karanlık gecede özlem kokan bir rüya,
Topraklarına yağmur yağsa dahi kalanı karamsar içine kapanık pandora.
Affetmek erdem olsa dahi,sindiremezsen olanı biteni,
Gün pembe olsa dahi karamsar içine kapanık pandora.
Susup içinden sövsen ve çeksen geçmiş çivisine takılı saçlarını,gün bitsede bazen hala karamsar içine kapanık pandora.. modum saptı,depara kalktı,huzur kaçtı,kalbim kutulu kural tanımaz oldu! 

27 Şubat 2011 Pazar

Görücü usulü eğleniyorum...

Pembe düşlerin pembe tozlarıyla kaplı pempenin her tonunda gece yirmi üç sularından sonra kimsenin bilmediği bir ülkem var benim,tozunu dumana kattığım isteyince kötünün kellesini vurdurup fuşya kanlar akıtarak renge renk kattığım..
Kırmızı kaydıraklarlardan kayan yeşil saçlı tuhaf çocuklarla dolu bir park var tam ortasında,canım sıkılınca çıkıp iki bağırdığım,gülerek uykuya yolculandığım anlar yaşadığım bir parka sahibim..
Bu ülkeninde prensesi benim istemem öyle dünyada mevki,para ve şan.. Dünya malı dünyada kalsın,bırakkk!!
Sadece bu ülke benim..
Siyah benizli kötü çocukları renklendirmek ise en büyük zevkim..
Siyaha sarı birazda mor,pembe veee maviii... Herşey böyle daha güzel.. Gözlerini oyabildiğine renkli...
Sütten şelaleler browniden yatlar,eti cinden katlar,köftelerden yataklar,patatesten fidanlar,dondurmadan balonlar;yala yala uççççççç..
Bayrak boylu paylançolar,hohhhohooolayan tonton balıklar,cumburlop cumburlop yüzen kurbağalar...
Kendi dilini çat pat konuşan,başında beklemelerimden razı halkım ve ben...
Turkuaz karıncasından tut yeşil gagalı ağaç kakanına cümbür cemaat buradayız..
Birde herşeyden öte bir prensi var tüm buraların bir diğer sahibi..
Herşeye kimi zaman yeniden renk verdirten,kimi zaman renklerini tazeleten bir nefes...
Karanlığı gülüşüyle boyayan kadife sesli ufak tefek kocaman bir aşk var...
Zang zing zonglatan gonga dönüştüren kamer yüzlü aşk...
Rüyalarınızla karanlığı boyayabileceğiniz bir gece dilerim..
Hadi başlayalım :)

26 Şubat 2011 Cumartesi

Sağ bileğimi öpen adam...

Sağ bileğimi öpen adam. . .
Sağ yanımı mis kokutan,bedenimi uyuşturan o büyü. . .
Yüzümü güle çeviren o tohum,
Çölde sırılsıklam yapan yağmur. . .
Sağ kolumu öpen adam;biraz haylaz,biraz deli. . .
Bazen sinir eder beni,
Neyse uzatmaya gerek yok. . . (!)
O'nu açık açık ama gizli saklı arka bahçemde sevdiğimi herkes bilmeli!

25 Şubat 2011 Cuma

Her dalım çiçeklerimin annesi.. -(1) Yeni Umudunuz Var-


Yaşayanı beyninde öldürmek ve belkide gökyüzünden beni görüyordur tatlı hatıralarda diyerek dakikaları gökyüzüne fırlatmak ve yeryüzünün serpiştirdiğin gözyaşlarından nasibini alması ile ona bu bile fazla demek arasındaki ince çizgi kıldan ince kılıçtan keskin ya hani..
Hani o ne iyidir artık ne de kötü, ne senindir artık ne onun..O odur,tek,bencil. Soyut.
İyi midir bilmezsin, hani bilemezsin ya ne yaşadıklarını; bazen üzülürsün kaybedersin hatıraların tatlısını ve sonra süpürürsün gözyaşlarının acısını..Sonra düşünürsün herşey eskide kaldı ve alışırsın kısacık tırnaklarına alıştığın gibi.. Bilirsin o yine aklına gelecek,bilirsin o yine uzayacak,bilirsin savaşacağını,bilirsin keseceğini yeniden.. Kısır döngüdesindir artık.. Kurtulamazsın... Beyninde ona kocaman bir han inşaa edilmiştir bile,yıkamazsın..
Psikologda eritemez o tuzdan sert tuğlaları,gözyaşlarında.. O yüzden kısır döngünle yeni başlangıçlar yapmayı bileceksin..Yemin edeceksin her başlangıcına mükemmel sonuçlar doğurtacağına! Çılgınca isteyeceksin hayattan yeniden aşkı..
Bulacaksın.. Bir tutam cesaret koparacaksın ve gideceksin amma yalan amma doğru;varsa yaşayacaksın..
Yeniden kendini tekrar edeceksin belkide amma asla geleni eskinin yerine koymayacaksın.. Ona bunu yapmaya ne hakkın var? O yeni.. Taze.. Temiz.. O güzel.. O yüzünü güldürürken sen iç çetin savaşlarında yem mi edeceksin O'nu soyutluğa?
-Ben etmedim.. Pişmanda olmadım hiç.. Yeniden tutundum hayata kaç elim varsa hepsiyle yeniden tutundum..
Tazeliğiyle içime su serpen,onca yangını söndüren o hayat suyundan kana kana içtim..İçtikçe içtim,midem bulanana başım dönene kadar içtim,döndü.. Başımı döndürdü,acımı dindirdi,yolumdan çevirdi.. :)
Boş duvarlara baktığımda bile gülümserken buldum kendimi.. Hemde öyle bir gülümsemeki ta en içten,nefesi kadar olmasada sıcacık.. Bugünden sonra herşey bambaşka olacak ve başkoyduğum bu yeni yolun beni nerelere götüreceğini en az sizin kadar merak ederek şimdilik veda ediyorum yazmaya,başka ruh hallerimde belkide gülümserken görüşmek üzere.. :) 

23 Şubat 2011 Çarşamba

Bizde biraz gülelim bari zaten ''ölecik oğlumm öleciiiik!'' :))

Rengarenk fosforlu kalemler gibi çizdiğim yeri renklendirdiğime inanıyorum..
Bugün arkadaşlarımla olan diyaloglarımdan ötürü bu kanıya vardım..
Şükürler olsun ki beni seven az ve öz birkaç yaratılanda var :)
Gerçekten arkadaşım,gerçekten dostum olan insanlar olduğundan dolayı kendimi şanslı hissediyorum ve bu tırnaklarımla oluşturduğum meşhur gülüşümü yolluyorum size.. Gözler hep yumuk yumuk ^.^

                                   
Sevgilerimle... :) 

21 Şubat 2011 Pazartesi

Düşünebilen Domates Gibi Yazdım.

Çay kupası kafalı insanlar hayal ettim,çay yerine limonata mı doldurmuşlar nedir hep ekşittiler suratımı. O tatlı yüzünüzden bizede verin! diye bağırdım arkalarından..
-Sonra klima kumandası gibi insanlar gördüm kış günü cold modda takılı kalmış,pilleri eski çalar saat pilleri.. Aksır tıksır pata küte çalışan..
-Not defteri gibi insanlar gördüm üzerlerine not alınıp alınıp silinen ve ilk günki gibi hala ilk sayfası kullanılan yıpranmış insanlar...
-Ters dönmüş mücevher kutusu gibi insanlar gördüm içlerinde pek değersiz taşlar saklayan..
-Ceplerde unutululan buruşmuş peçeteler gibi insanlar gördüm bi umut bir işe yaramayı arzulayan...
-Hopörlör gibi insanlar gördüm ''volume dokun sesimi aç! ''diye haykıran,inadını kıstım koparttım kablolarını!
-Sakız gibi insanlar gördüm sadece bir akşam çiğnenen,ertesi günü umutla bekleyen kendini çöpte bulan..
-Bozuk mp3 gibi insanlar gördüm bir şarkının hep aynı yerinde takılan,bıkmadan,usanmadan...
-Daha sonra insanları görememeye başladım.. Bir karanlığa dost olmuşlar diye duydum elvedalamadan beni gömülmüşler toprağa..
Sonunu bilemezsin ki. dedim kendi kendime..
Oje gördüm,pembe. Onunda sonu haketmediği tırnaklar ve azraili aseton.
Bugün uykumda eskiyi gördüm ellerini bana doğru uzatıyordu,aldırmadım.. İçim içimi yedi,dokunmadım. 

Nefretle kaplıydı suratım,ağlamadım. 18-18 miş 30 günmüş,benzetemedin mi?! diye bağırdım,sustu... 
Şartelleri indir,karanlığa gömül,Nilüfer kilitlerine kilit eklesin dedim anlamadı.. 
Sorma artık dedim,unutamadım diye bağırdı kocaman UNUT yazdım bulutlarla. 
BU NASIL BİR DÖNÜŞ? ''U''nut dönüşü;anlasadaaaaaa anlamasada... 
Âna döndüm... Gözlerime dokundum,kupkuru. Yanaklarıma dokundum,alev topu. Saçlarıma baktım aynadan aynı anda her bir teli ayrı telden çalan bir orkestra.. 
En başa döndüm...  Çay kupası kafalı o porselen insanlara. Birer çekiç vurdum. Çatlattım. 
Celaleddin der; ''Dışına o sızar ne varsa testide.'' Hala limononata vardı,şekersiz. Adana'ya karıştırdım,kanalizasyonları ekşittim. Fareler küserse küssün.
Bugün vazgeçtim 23:23 de insanların beni düşündüğünü düşünmekten,aklıma geldi o on kişiye atmazsam ölümle tehtit edildiğim mesajlar hala yaşadığımı farkettim. Bence sizde inanmayın,dedim ya SONUNU BİLEMEZSİN Kİ...DD




14 Şubat 2011 Pazartesi

Adını Sen Koy (!)

Selamun Aleyküm,
Paranın gücü karşısında ezilmiş bir beden olarak yazıyorum size..
Parayla aynı anda konuşunca bastıralan sesimle haykırıyorum kelimelerimi!
Öyle çok anlatacak şeyim var ki nereden başlasam bilemiyorum aslında.
13 şubat akşamının etkisindeyim hâla..
Özetleyecek olursam; ''Sus!'' tek sebebi. Sinirli bir şekilde ''Kişneme artık yeter ya!'' demek.
Onca laftan,sözden,uyarıdan çizilmeyen şeffaf gurur denen şeyin kişnemekle yıkılması ve yüksek sesle dile getirilmesi falan filan..
Birde baba var baba! En büyüğünden; PARA kadar BÜYÜK!
Öğretmen var;TARAF(:S)IZ. KARAR(:S)IZ.
Huşu içinde ^siz hepiniz,ben tek.^ diyen bir ben var!
Gizem ne doğru söyledi; ''dünya bu ikilinin etrafında dönüyor'' diyerek.
-bilerek körelttim,küçülttüm tırnak içini;durdurdum ya kendimce dönen bişeyleri..-
Hı ne diyorduk GURUR diyorduk,dün öğrendim bende imaj değiştirmiş bizim GURUR :) Küçülmüş,kırpılmış,parayla sıkıştırılmış,paraya satmış büyüklüğü,ilişmiş kıyısına köşesine olmuş mu: ''PgAuRrAuLrI.'' :)
Dedim bari sen yapma.. Kimse dinlemedi tabi beni.. Ters düştüm işlere..
Yüksek sesimden,hiddetimden kırmışım gururu -acep bu yüzden mi ufalandı?- ay canım canım kıyamam :)
Ben ne kadar kötü bir kızmışım! Şüphe gibi gafilin içine sızmışım..
Çoktandır alınmak istenen hınç mı alındı yani dün babayla? Parayla? -Cevap yok.
-Artistlik yaptıııığğn bini rizil ettin herkesin önündeeeeeğğ ğüüü :(
--kaldı ki artistlğe ihtiyacım yok--
Sussaydın sende! Benim dersi dinlememe engel olmasaydın!
Ateş olmayan yerden duman çıkar mı a dostlar?!
Durduk yere çatacak bir tip miyim ki ben? :)

Evet biraz sertim,geyik muhabbetlerine katılmadığımdan o ahbaplardan,kankalardan değilim biliyorum ama unutmayın ki benimde fıtratım bu!
Gelemiyorum vıc vıc konuşmalara,yumuşamalara,edepsizliklere!
-tek başımaydım hakketen o odada,büyük süpriz oldu-3ü1bentek-
Kolo'dan gireyim;
^^Bana da büyük süpriz oldu tek başınalık doğrusu (!)
Dalımda var tatlı meyve herkesin gözü bende..
Aleyhimde yapmak istedikleri şey ölüm vuruşu
Bilir misin ÜÇ KURUŞU? Bunlar insanların dolduruşu! ^^

İşte aynen böyle! Sesini çıkaran haksız artık!
Birde şöyle dedi baba:sen çok mu iyisin? Bir tek sen mi ders dinliyorsun? Madem çok iyisin neden 1.sınıfta değilsin? 
-Cevabım net ''Benim öyle bir iddiam yok ama ders dinleme hakkımıda kimse elimden alamaz!
Belki senin kızın gider özel ders alır kapatır açığını ama benim tek imkanım burası! Anlamadım mı gider..''
Kaldı ki ders anlatılırken (sadece kendim için demiyorum) KİMSE KİMSEYİ KONUŞARAK RAHATSIZ E-DE-MEZ! EDEMEZ! YOK ÖYLE BİRŞEY! YOK!
Ve benim o çok güvendiğim öğretmenim babama ''Deniz'i seviyorum ya,Deniz iyi,dersi dinliyor,susun diyor susturuyor herkesi ne güzel benden önce uyarıyor,dersle alakalı diyen öğretmenim bu sefer -babamın olmayışından kaynaklanıyor olsa gerek ağız ucuyla mıymıymıy geveledi birşeyleri.. Yanında velisi olan haklı duruma düştü şimdi bırak bana onu bunu savunmayı ben salak değilim herşey ortada..
 -Sizin kızınıza çok dedim,çok uyardım konuşma artık diye hebele hübeleeeee...
Adam hala kızımda kızım kızımda kızım.. Kızım kızım kızım kızım..
BENDE BABAMIN KIZIYIM NE YANİ?! :) BENDE KIZIM HEEYY! :) 
-
Sen benim kızıma nasıl öyle dersin? Sen benim kızıma nasıl kişneme dersin? Yok öyle birşey yok! 
-Ne yok ne?! Var! Dedim evet! Hiçte pişman değilim! Ben hakkımı aradım! Yedirtmedim! Allah şayit! Var mı ötesi? Gururunu düşünen insanın 'kimya dersini sivmiyorum o yüzden dinlemiyiroumm ben tamammıaa' diye dersi kaynatmaya kalkması,hatta fokurdatması ne peki??!
Baba: Öğreci değil,öğretmen otoriteyi sağlamalı.
Bey amca kendine gelllll... 
Yumuşak yüzlü,kibar kibar sus diyen öğretmeni kimse sallamıyor haberin var mı?
İşte senin kızında onlardan.. Şimdi bırak laga lugayı.. Bu hepimizin bildiği bir gerçek!
Böyle susmayana,sallamayana,tınlamayana illa bağıra bağıra hakaret ede ede sus diyecek öğretmenler illada böyle istiyor o susmayı bilmeyenler.. İllada gel bana bağır diyor! Öğretmen değilde öğrenci uyardımı arkadaşını -ki arkadaşım bile değil,söz gelimi-bağırarak gurur denen şey kırılıyormuşmuşmuş işte..
Demek sağlam değil, toki mi inşaa etmiş nedir :)
Neyse işte daha fazla uzatmıyorum bu olayı burda noktalıyorum. Herkes neyin ne olduğunu,kimin ne olduğunu,kimin nerden geldiğini -dört dört atlayarak-biliyor. Nokta.
Gelin size birazda güzel şeylerden bahsedeyim..
Şükürler olsun ki bugüne kavuştuk.. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed'in (S.A.V) doğum günü bugün..
Yüce Rabbimiz Allah (c.c)'ın elçisinin doğduğu gün.. Sevgililer Sevgilisinin doğduğu o mübarek gün...
Kutlu doğum haftası bu hafta :) Ve her ne kadar bu sevgililer günü zımbırtısını bir papaz ilan etsede,vıc vıc aşıklar sırf bu günü beklesede,hediyeler en çok bugün verilsede,bu gün çok değerli görülsede,bu gün için sevgili yapmaya çalışan insanlar olsada bugün sevgililer günü.. Ama şahsıma göre mânası derin,büyük,bambaşka!..
Bugün tam anlamıyla ilk kez SEVGİLİLER GÜNÜ bence.. SEVGİLİMİZİN DOĞDUĞU GÜN..
Bugün her taraf gül kokmuş yıllar evvel.. Yıllar evvel bugünün akşamı yıldızlar olabildiğince yaklaşmış O'nun ellerine.. Ne şanslıyım,ne şanslıyız ki belkide bir daha göremeyeceğimiz bir tesadüfü yaşayıp gerçek sevgililer gününü yaşıyoruz,Mevlid Kandiliniz mübarek olsun ahâli! :) Dualarında benide unutmazsınız inşallah :)
Bilirsiniz dua kardeşliği güzeldir,başkası için dua etmek,başkası için birşeyler istemek güzeldir :)
Bugün aklıma gelen herkese dua edeceğim. Öncelikle ölmüş yakınlarımıza tabiki.. Sizlerde benim ananem ve dedem için bir fatiha okursanız çok berhudar olurum gerçekten :)
Bana ne yapalım ölmüşlerimiz için derseniz şayet Yasin-i Şerif  okuyun derim ben. Ben okurum hep,arapça bilmesemde türkçesinden okurum,sizde öyle yapabilirsiniz önemli olan okumak değil mi zaten :)
Sonlara yaklaşıyorum ve hoş bir süprizle bitireceğim yazımı..
Dün akşam ben haksızlığa uğradığım için hıçkıra hıçkıra ağlarken benim dünyaya geliş sebebim,herşeyim olan dünya tatlısı annemin hoş süprizinden bahsedeyim biraz size :)
Sana bir hediye aldım dedi ve getirdi ben ağlarken öylece tutuşturdu elime.
''İçimde kaldı ama'' dedi ya birde ben ona çok üzüldüm işte.. Neyse açtım paketi birde ne çıksın içinden?
KIRMIZI KALPLİ,EROS'LU,ÜZERİNDE SENİ SEVİYORUM YAZAN ORTA BOY ŞİRİN BİR YASTIK :))
Nasıl mutlu oldum anlatamam.. Mangal gibi yanarken bir şişe şu gibi döküldü annem üzerime.. Söndürdü,dindirdi acımı.. Sarıldı.. Bi anlığına unutturdu bana dünyanın çirkef adaletini..
Sarıldık,ağlaştık bir süre ana kız :) Çok ama çok güzel bir andı o an.. Onca kötülüğü örttü,yatıştırdı beni.. :)
ANNE İŞTE.. ANNE.. CAN..DÜNYAM..
Şimdilik ceylan kaçar ama yine bu civardan geçer.. Takipte kalın dostlar! Allah'a emanet,selametle ..
dsçs ;)

9 Şubat 2011 Çarşamba

İyikide Kal! dedim :)

Karşıma çıktı boşluktayken.. Bomboşken,,bıkmışken...
Karanlıktaydım,korkuyordum sanıyordum ki ''herşey bitti.''.
Işık oldu,su oldu,hayat verdi,hayat oldu... Umutlarım pembeleşti!
Sevdim O'nu...
Çok sevdim!
Boşluğumu doldurmak için değil,ışık diye değil,su diye değil,hayat diye değil..
Başka başka bammmbaşka sevdim ben O'nu!
Herşeyden nefret ettiğim civarda korkmadan yanaştı yanıma;
Cesaretini sevdim,çırpınışlarını,çabasını,tavrını o ürkek konuşmasını sevdim...
''Sevmem artık sevmem!'' dediğim sularda sevdim onu... Aşktan öte,aşktan uzak..
Uzaklara dalıp gidişini sevdim...
Çizgi çizgi gamzelerini,gülüşünü sevdim..
Kirpiklerini sevdim,ok gibi bakışlarını,yüreğime yüreğime saplanışlarını sevdim..
İçten içten taaa en derinden samimi,sıcak şiveli konuşmasını sevdim..Bilüyün mü? :)

5 Şubat 2011 Cumartesi

Bana Yaz! Kagıda Yaz!

Eskiden twitter,facebook,blogspot yoktu..
Bir kağıt ve bir kalem vardı. Mektup vardı,kokuluydu.. Kimi zamanda öpücüklü :)
Çok özledim... Birine birşey yazmayı,yollamayı,ulaştı mı acaba? heycanını. Şimdi herşey çok ot! Çok sıkıcı.
Yazı tiplerimiz ahoroni,comic sans ms,lucida console vs. Kendi yazı tipimiz bile yok,ne acı..
Akrostişler tükenmiş en çokta buna üzülüyorum. Defterler,ajandalar boş notebooklarda yeni metin belgeleri dolu,çok kötü.. Duygularımızı saçmasalak messenger ifadeleri ile anlatıyoruz dilimiz dışarda ağzımız beş karış açık.. En kısa zamanda içinizden beni seven birinin bana bir kağıda birşeyler karalamasını diliyorum,sevgilerimle..
..dndzk..

İkiçiftsıfırbeş'ten bir kuble :)

Tarihini 1.1.5 olarak kaydettiğim şiirimsi birşey.. Evet evet tam 6 yıl evvelinden bahsediyorum.
Annem bana sevdiklerimin birşeyler karalaması için ''anı defteri'' olarak üzerinde ''AFACAN'ın günlügü'' yazan beyaz kaplı,ayıcıklı kalpli bir defter almıştı defteri çok sevdiğimden mi bilmem birşey döktürmüşüm ilk sayfasına :)
O kadar içten yazmışım ki,dörtlük halinde hemde -bu bi kuraldı sanki benim için- duygulandım biranda,yayınlayasım geldi bak şimdi aynen şöyle yazmışım aynen bu şekilde;
Noktalama işaretleri yazım hataları ohoo herşey var :)

ANILARIMIN DEFTERİ
Bir sır gibi saklar
Herkesin sevgisini
Birisi anısını yazdımı
Getirir kendi gerisini
        X    X
Yeni bir anı eklensin
Bu sevgi defterine
Kim yazarsa sevgisini
Anılarımın defterine
       X    X
Bir rüyaya girer sanki
Bu deftere sevgisini belirten
Derki bu sevgi demeti oluşturan kimse
Bu benim en değerli hazinem.
      X    X

O '' X    X'' ler ne?  diye geçiriyorsun şimdi içinden
biliyorum,onlar dörtlükleri ayırdığımı belirtiyor işte hani şiir yazdım ha anla yani :))

3 Şubat 2011 Perşembe

Birsey eksildiginde...

Hayatımdan biri eksildigınde küçükken annemin zoruyla verdigim küçülen elbiselerimin ardından kapıldıgım hissi yasıyorum. Hiç bir sekilde vedaları sevmiyorum..
Benden geçip nereye gideceklerini,hangi hikayelere karısacaklarını,kimi üzeceklerini,kimi mutlu edeceklerini,kimi seveceklerini hep merak ediyorum...
Bana geri dönerler mi bir sekilde dersin? Haha,şaka yaptım,dönmeyeceklerini senden daha iyi biliyorum..
dndzk 1.1.11

Dolasık ama....

Saçlarımı sürekli açık bırakısım boynumu sarıp ısıtacak birsey olmadıgndan esasında..
Suratımın çogu zaman asık olması da yalnızlıgımdan degil 'yalın'ızlıgımdan esasında...
dndzk-1.1.11